Fotoğraf: Bünyamin Bulut Sokağın köşesinde durdum, bizi bekliyorum. İnsanlar yanımdan geçip gidiyor. Bazıları bana bir omuz vurup devam ediyor yoluna. Oysa yol ortasında değilim. Aksine, mümkün olduğu kadar köşeye sokulmuşum. Yine de çarpıyorlar. Çarptıktan sonra bir göz teması, özür dileme… Hayır, bir kişi bile dönüp bakmıyor. “Eskiden ben de böyle miydim?” diye düşünüyorum. Bu, sonunda deniz görünen, daracık, parke taşlı sokağın köşesinde durup, bizi beklemek zorunda olmadığım o güzel zamanlarda ben de böyle miydim? Ben de çarpıp geçiyor muydum geçmişini bekleyen, acıdan görünmez olmuş insanlara? Sokağın iki yanında sıralanmış o eski, çoğunun pencerelerinde hala soba boruları tüten, ahşap kapıları teneke ile yamanmış güzel evlere bakıyorum. Yıllar geçti, hiç eskimedi bu evler. Eskimediler; çünkü onları ilk gördüğüm zamanlarda bile daha fazla eskiyemeyecek kadar eskiydiler. Gerçi o zamanlar ben bu evlere bakmazdım. Yanımda sen olurdun çünkü. Bu sokaktan geç...
Sinema, edebiyat, gündelik hayat ve daha pek çok şey hakkında aklımdan geçenler.