Ana içeriğe atla

Çizgi Roman Üzerine - 1




  Çizgi romanla tanışmam hem çok eski hem çok yeni.
 "Nasıl oluyor o? "derseniz şöyle ki; ben daha okula başlamamışken babam, abime (3.sınıftaydı kendisi) çeşitli kitaplar almıştı. O günleri düşündüğümde aklıma ilk Pembe İncili Kaftan, Başını Vermeyen Şehit ve Vire geliyor. Ömer Seyfettin'in yazmış olduğu hikayeler tek tek kitaplaştırılmış ve büyük boy olarak basılmıştı. İçleri aynı çizgi romanlar gibi kare kare resimler şeklinde düzenlenmişti. Kitaplardan en iyi "Vire"yi hatırlıyorum çünkü en sevdiğim oydu. Henüz ana okulundaydım ve okuma-yazma bilmiyordum fakat resimlere bakarak kafamdan diyaloglar uyduruyordum. Daha sonra okumayı söküp kitabı tekrar tekrar hatmettiğimde ise aslında benim kafadan attıklarımla konunun hiç alakası olmadığını anladım. 

  Benim hapishaneden kaçmak için plan yapan iki adam olarak nitelendirdiğim kişiler aslında kale kumandanı ve yaveriymiş. (Resimde küçük parmaklıklı bir pencere vardı ve ben öyle hayal etmiştim.) Bir de bu kitapta geçen "sarnıç" kelimesini bir türlü anlamlandıramadığımı hatırlıyorum. Ne olduğunu anlayamamıştım ta ki babam bir çeşit "kuyu" olduğunu söyleyene kadar. Hah, onu biliyordum işte!

  Tabi bu kitaplardan sonra yıllarca elime çizgi roman nev'inden bir kitap almadım. Böyle bir türün varlığı aklımda sadece babamın zamanında okuduğunu anlattığı Zagor'lar, Tommiks, Teksas'larla yer etti. Sanki bunlardan başka çizgi roman yoktu.

  İlk çizgi romanımı bundan bir yıl önce aldım. (Kasım 2016) İlk aldığım kitaplar, Hawkeye: Bir Silah Olarak Yaşamım ve Batman: Baykuşlar Divanı'nın oldu.

  Bir sonraki yazımda neden bunları aldığımı ve sürecin nasıl geliştiğini anlatıp kitaplar hakkında kısa birer inceleme yapacağım. Beklemede kalın.

 Selametle.

 Dinleyin: My Way - Elvis Presley (Şarkı esasen Frank Sinatra'ya ait. Onun yorumu da harikulade ama Elvis'inki de çok güzel :) )

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

TRUE BEAUTY ve AKRAN ZORBALIĞI

  Türkiye'de akran zorbalığı ile alakalı ilk tez 2001 yılında yazılmış ve o yıllarda çok dikkat çekmemiş. Oysa günümüze doğru geldikçe bu konuda yazılan tezlerin inanılmaz bir hızla arttığını görüyoruz.  YÖK-Tez'deki verilere göre konuyla alakalı olarak 2021 yılında 28, 2022'de 36 ve 2023 yılında 37 adet tez yazılmış. Google Akademik'te ise 2020 yılından bu yana akran zorbalığı içerikli 3530 adet makaleye ulaşabiliyoruz. Bu da demektir ki dünyada olduğu gibi ülkemizde de akran zorbalığı her geçen gün artarak devam ediyor. 2023 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi'nde yer alan Tüm Boyutlarıyla Akran Zorbalığı adlı makalede Mahi Aslan ve Mehmet Oğuz Polat konuyla alakalı olarak "Akran zorbalığı toplumumuzda yaygınlaşarak kritik bir halk sağlığı sorununa dönüşmektedir... Akran zorbalığını tanımlamak için önemli kriterler vardır; zorbalığın sistematik olarak devam etmesi, güç dengesizliğine sahip olması, kasıtlı olması gibi. Zorbalığı deneyimlemek...

Postcrossing Nedir?

  Postcrossing 'den ilk defa sevgili Serrose 'nin bloğunu okuduğumda haberim olmuştu. Bir süre aklımda dönüp duran bu işe girişme fikri aylar sonra olgunlaştı ve siteye üye olmaya karar verdim. İngilizce -maalesef- bilmediğim için biraz zorlansam da Google ve Yandex 'in Translate sitelerini birlikte kullanarak epeyi bir aşama kaydettim açıkçası.   Öncelikle kısaca Postcrossing'in ne olduğundan bahsedeyim: Bu, uluslararası bir kartlaşma sitesi.  Siteye üye olup geçerli bir mektup adresi veriyorsunuz. Ve kendinizle ilgili bölüme ne tür kartlar almak istediğinizi, nelerden hoşlandığınızı, kartlarınızda özellikle yazılmasını istediğiniz bir şey varsa onu (tarih, kendi dilinde bir cümle vs.) ve zarf isteyip istemediğinizi belirtiyorsunuz. Sitede genellikle zarf istenmiyor ve karta güzel bir pul yapıştırmanız rica ediliyor. Çünkü üyelerin büyük bir çoğunluğu bu işe gönül vermiş koleksiyonerlerden oluşuyor. Ayrıca eğer istemezseniz kendi ülkenizden de kart almıyors...

Avrupa'da Bir Betül - Bölüm 4

8. GÜN    Sabahın erken saatlerinde Roma'dayız. Her zamanki gibi otobüsümüzü park edip yürüyor ha yürüyoruz. Vatikan'da yaklaşık 45 dk. sıra bekledikten sonra St. Peter Bazilikası'na girme sırası nihayet bize geliyor ve güvenlikten geçip ilerliyoruz. Bu sırada Papa'yı korumaya yemin etmiş İsviçreli askerleri görüntüleme şansı buluyorum. Renkli kıyafetleriyle hemen dikkat çekiyorlar.        Buranın gerçekten muhteşem bir mimari eser olduğunu belirtmem gerek. Daha en başta kapısındaki etkileyici tasvirlerle büyüleniyorum. İçerisi de adeta sanata boğulmuş gibi. Tek bir yer boş geçilmemiş. Burada gezerken yanımda bir sanat tarihçisi olmasını çok isterdim doğrusu. Bütün o tasvirler, heykeller... Tek tek hepsinin hikayesini dinlemek isterdim.     Yaklaşık bir saat bazilikanın içinde gezdikten sonra hediyelik eşya bölümünden kendime Michelangelo'nun meşhur " Adem'in Yaratılışı " res...